Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz.
Yüzünde, bana iyilik ettiği için, samimi bir memnuniyet vardı. Onun aslında hiç de fena bir insan olmadığını, yalnız mevkiinin icaplarını yaptığını ve bunun da belki hakikaten lüzumlu olabileceğini düşündüm.
İnsanları, kendi cinslerinden biri üzerinde kudret ve salahiyetlerini denemek kadar tatlı sarhoş eden ne vardır?
Etrafını bu kadar iyi tanıyan, karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına imkan var mıydı? (...) Bütün teessürlerimiz, düş kırıklıklarımız, hiddetlerimiz, karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık, beklenmedik taraflarınadır. Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?
Alakamın sahi olup olmadığını araştırır gibiydi. Onu inandırmak için birçok şeyler yapmaya hazırdım, fakat ilk defa olarak herhangi bir şekilde bir heyecan ifade ettiğini gördüğüm gözleri çabucak eski ifadesizliklerine ve o her zamanki bomboş tebessüme döndüler.
(...) kendini tanıtmak için herhangi bir teşebbüste bulunacak adam değildi.
Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.
Ne kuzuların ardından vahşi kurt dişlerinin sırıttığını gördüm...
Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?..
Berlin'de senenin ancak yüz gününde hava açık ve güneşli, iki yüz altmış beş gününde kapalıdır. Limonlukların projektörleri ve suni güneşleri bu ağaçların ışığa ve sıcağa alışmış yapraklarını doyurabilir mi? Buna rağme yaşıyorlar, kurumuyorlar.
Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım.
Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz?
İnsan, bilhassa kadın ve erkek münasebetleri o kadar karmakarışık ve arzularımız, hislerimiz o kadar anlaşılmaz ve bulanık ki, hiç kimse ne yaptığını bilmiyor ve akıntıya kapılıp gidiyor.
Muhakkak ki, onun kabaresinde çalışmasa, bana bir baron kadar ince kur yapar ve beni kibarlığına hayran ederdi. Fakat kendisinden para alan insanlara karşı birdenbire değişiyor ve buna galiba ''meslek ahlakı'' diyor.
''Hayır dostum hayır'' diyordu. ''Aşk hiç de sizin söylediğiniz basit sempati veya bazen derin olabilen sevgi değildir. O büsbütün başka, bizim tahlil edemediğimiz öyle bir histir ki, nereden geldiğini bilemediğimiz gibi, günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilmeyiz. Halbuki arkadaşlık devamlıdır ve anlaşmaya bağlıdır. Nasıl başladığını gösterebilir ve bozulursa bunun sebeplerini tahlil edebiliriz. Aşka girmeyen şey ise tahlildir.
Kadın sevebileceği zaman sevmiyor, ancak tatmin edilmeyen arzulara üzülüyor, kırılan benliğini tamir etmek istiyor, kaybedilen fırsatlara yanıyor ve bunlar ona aşk çehresi altında görünüyordu.
20.4.12
31.3.12
Sariku'n Nâr
hiçbir şeye hazırlıklı değildik
oyunlar oynandı, gökler kapandı, yenildik
ama şehirlere koyverdiler bir menekşeyi
bir menekşeyi
o zaman başından sezdik yenilgiyi...
20.3.12
yesterday's mistakes
''bir yerlere gidiyor gibi hissetmem için
başka bir karara ihtiyacım yok.
bana ihtiyacın olduğunu söyledin,
ya da en azından bu benim düşündüğümdü.
bazen (bazı zamanlar) anılar
kapımı çalıyor gibi oluyor.
milyonlarca kez izlediğim film bu.
senaryoyu ben yazıyormuşum gibi hissettiriyor.
tekrarlamayı reddediyorum
geçmişte yaptığımız hataları...
şu an daha güçlü olduğumu düşünmeye çalışıyorum.
sağduyu kurbanıyım.
ama gerçek şu ki
hala geçmiş ile şimdiyi karıştırdığımın farkındayım.
yaşadıklarımızı beynime kazınan bir kareye sıkıştırdım,
ne zaman ilerlemeye çalışsam, aynı resim geri geliyor.
onlar dünün hatalarıydı
dünün hataları
tekrarlamayı reddediyorum
geçmişte yaptığımız hataları.
bencilliğimi affet
eğer yapabilirsen memnun olurum...
nankörlüğümü unut.
düşünüyorsun ki hala o kızım
onlar affetmek zorunda olduğumuzu söylüyorlar.
ama unutma
öncesinde neler olduğunu
tekrarlamayı reddediyorum
geçmişte yaptığımız hataları...
ve onlar dünün hatalarıydı
dünün hataları
onlar dünün hatalarıydı
tekrarlamayı reddediyorum
geçmişte yaptığımız hataları...''
30.1.12
zamanlar
bazen bazı şeyleri anlamamakta ısrarcı olmayı düşünüyorum. anlamıyorum, muhtemelen salak bi şeyden bahsediyosun, bahsetme gibi. genelde insanlarla sosyal mecralarda biraraya gelmektense insanların ilgi duyduğu bi şeylere odaklanıyorum. nedenini bilmiyorum. tembelliğime geliyor varsayılabilir. mesela sözlükler, popüler diziler, tv programları/gazeteler/dergiler vs. bunun dışında tanımadığım insanları gözlemleme de iyi bir seçenek olabilirdi ama hiç çekici gelmiyolar maalesef. tahammül sınırımla ilgili bi şey olabilir. çevremde etrafı süzenlerden de rahatsız olurum çünkü. geçelim, demin sakin sakin ekşide oral seks konulu bir başlıkta dolanıyodum mesela. hiç aklımda yokken buraya içimi kusasım geldi. başkasına kusacağıma sana kusarım, sonuçta benim yayın organımsın. neyse, bi yazar kendince bir araştırma yapmış ve evlenme amacıyla oral seks yapan kızlar topluluğuna bir uyarıda bulunmuş. okey gerçekten çevresiyle ilgili böle bi araştırmada bulunmuş olabilir, yazarla bi problemim yok lakin olay çok ezik şöyle: evlenmek isteyen kız topluluğunun potansiyel evlenceği adama oral seks yapmaması gerektiği sorunsalı. yoksa erkek ''orospu ya amann'' filan dermiş. problemim bu yazarın götünden fırlatıp attığı filan değil-demin de belirttiğim üzre-sadece erkeklerin kendisini ne bok sandığıyla ilgili problemlerim sürüyor. ya bu konuyla ilgili ahkam filan kesesim de yok aslında ama böyle tiplerle birlikte aynı yüzyılda olmak ya da aynı soluğu alıp vermek ve tesadüfen aynı mekanlarda rastlaşmak sinir bozucu, hep sinir bozucuydu...
14.12.11
öyle diyosam öyledir
bir ilişkide aradığım tek şey bol salaklık. ama salak kısmını ben oluşturmalıyım. genelde iyi oynadığım bölge orası çünkü. ya da geri zekalı bölgesi de olabilir. yaradılış olarak çılgın roller biçilmiş biri olarak söyleyebilirim ki bu işte iyiyim. açık konuşmak gerekirse süperim.
ağzına sıçıyım.
p.s: küfürden hoşlanmıyorum ama dinlendiriyor.
ağzına sıçıyım.
p.s: küfürden hoşlanmıyorum ama dinlendiriyor.
çok filan
çooooooook canım yanıyo
çoooooooooook içim acıyo
çoook
söylüyorum dinlemiyo
nil karaibrahimgil
11.12.11
senin berber allah dostum
bugün o kadar geç uyandım ki sevgili blogger birazdan yine yatma zamanı gelmesinden tırsıklanıyorum. 3e doğru kalktım, kahvaltı gibi bi şey yaptım. sonra markete gidip alma verme işlemi yapmaya yeltendim ama hemen sıkıldım. ben anca sarhoş ya da akşamdan kalma olduğumda alış veriş olayı başımı ağrıtmıyor zati. bunları da anlatma sebebim bu ay bloga yeteri kadar vakit ayırmadığımı düşünmemden. vakit yok muydu yoo vardı. amma pisliğim
teksüt a.ş marka krem peyniri buldum bu arada. onla hayat daha güzel abartmıyorum. bak her boka da güzel demem. böyle afili bi cümle ediyim de yiyin. teksüt a.ş daha fazla dayıoğlumunmuş gibi davranmadan kesiyorum. yemediğiniz her an alehinizi kaşıyor ama söööliyim.
diziporttaki tüm dizileri izliyorum. çunku superim. hafta içi de kitap okuyorum. asla hafta sonu okumam. çünkü denek hayatım.
dia'sı 8'de kapanan, tansaş'ı pazar günü açılmayan, migros ve şok gibi şeyleri içinde barındırmayan bir diyarda yaşıyorum. 21.yuzyılın konak'ından bildiriyorum: buralar hep tarla
yeni uyanma şarkım don kafa. peyk'in son albümü yes dinleyin.
hopa davası için saçlarını kestiren sırrı süreyya'ya mecliste bi akp'li sataşıyor. sırrı diyo ki: ''hee kestik. senin tıraş olmana gerek yok. seni allah tıraş etmiş'' adamsın sırrıcan. bi de şu var: ''muharrem ince sen su bile vermeyen zihniyetin adamısın'' popoları tutarak izliyoruz. http://www.youtube.com/watch?v=oZwzHWb0qOk
öptüm cankiler mıcık
teksüt a.ş marka krem peyniri buldum bu arada. onla hayat daha güzel abartmıyorum. bak her boka da güzel demem. böyle afili bi cümle ediyim de yiyin. teksüt a.ş daha fazla dayıoğlumunmuş gibi davranmadan kesiyorum. yemediğiniz her an alehinizi kaşıyor ama söööliyim.
diziporttaki tüm dizileri izliyorum. çunku superim. hafta içi de kitap okuyorum. asla hafta sonu okumam. çünkü denek hayatım.
dia'sı 8'de kapanan, tansaş'ı pazar günü açılmayan, migros ve şok gibi şeyleri içinde barındırmayan bir diyarda yaşıyorum. 21.yuzyılın konak'ından bildiriyorum: buralar hep tarla
yeni uyanma şarkım don kafa. peyk'in son albümü yes dinleyin.
hopa davası için saçlarını kestiren sırrı süreyya'ya mecliste bi akp'li sataşıyor. sırrı diyo ki: ''hee kestik. senin tıraş olmana gerek yok. seni allah tıraş etmiş'' adamsın sırrıcan. bi de şu var: ''muharrem ince sen su bile vermeyen zihniyetin adamısın'' popoları tutarak izliyoruz. http://www.youtube.com/watch?v=oZwzHWb0qOk
öptüm cankiler mıcık
4.12.11
patlak sokaklar
nişantaşı abdi ipekçi cd.si kırmızı halılıymış. olay eski. demek o kadar nişantaşına uzak beşiktaşa yakın bir istanbulluymuşum ki ilk kez duydum ben ama. görgüsüzlük hiç bi zaman bu kadar zengin, fakirlik hiç bi zaman bu kadar halısız olmamıştı.
1.12.11
sol dedik mi
''Sol denince: eşitlikçi, insanların refahını gözeten, emek-sermaye çelişkisinde emekten yana taraf olan, muktedirlerin baskı ve zulmüne karşı ezilenlerin haklarını ve özgürlüklerini savunan, böyle olduğu için de kurulu düzeni değiştirmeyi hedefleyen düşünce ve pratikler anlaşılır. Evrimci sosyal demokrasiden sosyalist sola, halkçı-popülist soldan Marksizme, özgürlükçü soldan proletarya diktatörlüğüne, Leninist uygulamaya, silahlı mücadeleden darbeciliğe kadar, kavramın içini çeşitli model ve yöntemlerle doldurabilirsiniz. Hangi sol? sorusu tam da bu yüzden anlamlının da ötesinde, zorunludur. Ancak ne yaparsanız yapın sol torbasına sokamayacağınız iki şey vardır: 1-Değişimin önünde durmak; statükonun, düzenin korunması ve savunulması; 2- ırk, din, dil, kültür farklılıklarını yok etmek için halklara karşı zor kullanmak.''
Oya Baydar'ın son yazısı ya çok güzel ya da Oya Baydar hep güzel.
devam et
Oya Baydar'ın son yazısı ya çok güzel ya da Oya Baydar hep güzel.
devam et
26.11.11
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
